ALMAN ORYANTALİZMİNDE TASAVVUFUN YERİ ÜZERİNE

  • Sabah Ülkesi - Cover
  • Ömer Faruk Altıntaş

    Batı’da İslam araştırmaları sözkonusu olduğunda önümüze çıkan ilk kavram oryantalizm/şarkiyatçılıktır. Almancada “Orient” kelimesi Türkçeye “Doğu” veya “Şark” olarak çevrilmektedir. Orientalistik kavramı da “Orient (Doğu) Dilleri ve kültürlerinin bilimi” anlamını ihtiva etmektedir. Almanya özelinde İslam araştırmaları; Şarkiyat (Orientalistik), Şark Araştırmaları (Morgenländische Studien), İslam Bilimi (Islamwissenschaft) İslam Bilgisi (Islamkunde) gibi farklı kavramlar altında ifade edilebilmektedir. Şarkiyat ve şark araştırmalarına, özelde İslam dünyası ağırlıklı olmakla beraber içerisinde Eski Ahit, Kitab-ı Mukaddes araştırmaları ya da uzak doğu dinleri ve doğu Hristiyan mezhepleri gibi doğuya ilişkin çok çeşitli araştırma alanları dâhil olmaktadır. İslam bilimi ve İslam bilgisi kavramları sadece İslam incelemeleri ile sınırlıdır. Almanya’da 19. yüzyılın sonuna kadar oryantalistik bölümleri özellikle Eski Ahit araştırmalarının bir parçası ve teolojinin bir bölümü olarak var olmuşlardır. Şark dillerini inceleyen filoloji bölümleri, oryantalist araştırmalarda köklü bir geleneğine sahip olsa da İslam 20. yüzyıla kadar doğrudan bir araştırma alanı olarak ele alınmamıştır.[1] Alman oryantalizminde tasavvufun yerinin konu edildiği bu yazıda sadece günümüz Almanya’sı değil, daha geniş anlamda Almancadaki oryantalist araştırmalar gözönüne alınmıştır. Edward Said’in oryantalizm kavramına yüklediği anlamlara değinmeden oryantalist kavramı Almanca dilinde şark, İslam araştırmaları anlamında, bununla iştigal edenler de oryantalist olarak kullanılmaktadır. Bu anlamda yazıda geçen isimlerden özellikle Annemarie Schimmel’ın oryantalist olarak tanımlanıp tanımlanamayacağı akla gelebilir. Schimmel bir İslam ve tasavvuf araştırmacısı anlamında oryantalist olarak nitelenebilir, nitekim kendisi de konuşmalarında ve hatıratında[2] kendisini oryantalist olarak nitelemede bir sorun görmemektedir.

    Bu noktada Alman oryantalizmi çerçevesinde yürütülen araştırmalarının tarih boyunca ortaya çıkan görünümlerine tasavvuf araştırmalarının dış çevresini görmek adına işaret etmekte yarar görülmektedir. 1754 yılında Avusturya’da tercüman yetiştirmek için kurulan Şark Akademisinin (Orientalische Akademie) 19. yüzyılda en tanınmış siması, Joseph von Hammer-Purgstall (ö.1856) ile karşılaşılmaktadır. Joseph von Hammer-Purgstall 1810-1819 yılları arasında altı cilt olarak Şark’ın Hazineleri (Fundgruben des Orients) isimli dergisini yayımlamıştır. Erken dönem şarkiyatın kurucularından birisi de Fransız Antoine Isaac Silvestre de Sacys’dir (ö.1838). 1824 yılından itibaren Şark Dilleri Akademisinin (Ecole des langues orientales) müdürlüğüne getirilen Sacy, Avrupa’da Arabistik ve İslam bilimleri açısından önemli bir şahsiyettir. Yine Alman oryantalizminin kurumsallaşmaları da konumuz bağlamında mühimdir. Bu çerçevede 1845’te kurulan Alman Şark Cemiyeti (Deutsche Morgenländische Gesellschaft) ve Alman Şark Cemiyeti Dergisi (ZDMG), 1837 ile 1844 yılları arasında çıkan Şark Bilgisi Dergisi (Zeitschrift für die Kunde des Morgenlands), 1898 yılında kurulan Alman Şark Cemiyetinin (Deutsche Orient Gesellschaft) Kadim Şark (Alter Orient) isimli dergisi dönemin öne çıkan cemiyet ve süreli yayınlarıdır. 1912’de kurulan Alman İslam Araştırmaları Cemiyetinin (Deutsche Gesellschaft für Islamkunde) İslam Dünyası – İslam’ın Tekâmül Tarihi (Die Welt des Islams- Internationale Zeitschrift für die Entwicklungsgeschichte des Islams) isimli 1913 yılında yayına başlattığı dergi İslam Dünyası – Modern İslam Araştırmaları Uluslarası Dergisi altbaşlığı ile yayımlanmaya devam etmektedir. İslam-Müslüman Şarkın Tarihi ve Kültürü (Der Islam, Zeitschrift für Geschichte und Kultur des islamischen Orients) isimli Berlin merkezli dergi, Carl Heinrich Becker (ö.1933) tarafından kurulduğu 1919 yılından günümüze kadar devam eden başka bir şarkiyat dergisidir. Yine 1921 yılından beri yayımlanan Şark Araştırmaları Arşivi – Önasya Bilimi Hakkında Uluslararası Dergi (Archiv für Orientforschung – Internationale Zeitschrift für die Wissenschaft vom Vorderen Asien) başlığını taşıyan Viyana Üniversitesi Oryantalistik bölümünde çıkan bir dergi bulunmaktadır. Alman müsteşrik Hellmut Ritter (ö.1971) merkezi İstanbul’da olmak üzere Milletlerarası Doğu Araştırmaları Cemiyetini (International Society for Oriental Researchs) ve bu cemiyetin yayın organı olarak Oriens dergisini 1947’de kurmuştur. Dergi hâlen Brill yayınları tarafından “İslam Toplumlarında Bilim, İlahiyat ve Felsefe” alt başlığı ile yayımlanmaktadır. 1960 yılında kurulan Alman Şark Enstitüsünün (Deutsche Orient Institut) kurulduğu yıldan beri yayımlanan Şark’ın Ekonomi ve Politikası Dergisi (Orient. Deutsche Zeitschrift für Politik und Wirtschaft des Orients) isimli bir yayını vardır. Alman Oryantalistler Kongresinin (Deutsche Orientalistentag) ilki 1921’de sonuncusu 2022 yılında gerçekleştirilmiş, bir sonraki 35. Kongre ise 8-12 Eylül 2025 tarihleri arasında Nürnberg şehrinde yapılacaktır.

    Almanya’da İslam Bilimi (Islamwissenschaft) bölümlerinin kendi başlarına müstakil olarak kurumsallaşması ise 1945 yılı sonrasına denk gelmektedir. İslam biliminin karmaşık tarihi nedeniyle Arabistik, Oryantalistik, Eski Oryantalistik gibi bölümler de İslam bilimi bölümleri (Islamwissenschaftlicher Fächer) üst başlığı altında yer almaktadır. Nitekim Almanya’da İslam bilimleri, şark araştırmaları kapsamında birçok bölüm, enstitü ve kürsü bulunmaktadır.[3]

    Alman Oryantalizminde Tasavvuf Araştırmaları

    Tasavvuf araştırmaları müstakil bir başlık altında değil tasavvufun kapsadığı alanın genişliği dikkate alındığında tarih, felsefe, edebiyat, dil bölümleri, sosyoloji, kültür araştırmaları gibi çok farklı disiplinlerde kendini göstermektedir. Bu sebeple Alman oryantalizminde tasavvuf araştırmalarının bütününü ihata etmek güçtür. Tasavvufa işaret etmek için Almancada “Mystik, islamische Mystik, Sufismus, Sufizm, muslimische Frommigkeit, morgenländische Mystik, islamisch Spiritiualitat” gibi dönem ve kişiye bağlı olarak farklı kullanımların varolduğu görülmektedir.

    Alman oryantalizminde tasavvuf araştırmaları açısından öncelikle erken dönemlerde Adam Olerius (ö.1671), Joseph von Hammer-Purgstall (ö1856), Friedrich Rückert (ö.1866) gibi yazarların tasavvufi eserlerden Almancaya çevirilerinin oryantalistleri tasavvuf çalışmalarına yönelten eserlerden olduğu belirtilmelidir. Sonraki dönemlerde oryantalist çalışmaların kurumsallaşması, akademik yazın literatürünün genişlemesi ile tasavvufa dair ayrıntılı çalışmaların başladığı görülmektedir.[4] Erken dönem tasavvuf çalışmalarından birisi Hermann Frank’ın (ö.1916) İbn Haldun’a göre tasavvufi bilgiyi ele aldığı “Beitrag zur Erkenntnis des Sufismus nach Ibn Haldun” başlıklı doktora tezidir. Bir başka oryantalist Adalbert Merx (ö.1909) Idee und Grundlinien einer allgemeinen Geschichte der Mystik başlıklı kitabında Hristiyan mistisizmi, Yahudi kabbalası, İslam mistisizmi ve kökenlerini ele almaktadır. Sami dilleri uzmanı, İslam ve Kuran tarihi alanında çalışmaları olan Theodor Nöldeke’nin (ö.1930) Alman Şark Cemiyeti Dergisi’nde “Sufi” başlığı ile yayımlanan, sufi kelimesinin kökenini tartıştığı makalesi bulunmaktadır.

    Almanca İslam araştırmalarında öncü bir oryantalist olan Ignaz Goldziher (ö.1921) tasavvufun gelişimin incelediği “Materialien zur Entwicklungsgeschichte des Ṣufismus” başlıklı makalesinde tasavvufun kökeni üzerinde dururken, İslam Üzerine Dersler (Vorlesungen über den Islam) başlıklı eserinin bir bölümünde ise Zühd ve Sufizm (Asketismus und Sufismus) konularını ele alır. Diğer önemli Alman oryantalistlerden Max Horten’ın (ö.1945) Sühreverdi’ye Göre İşrak Felsefesi kitabı ve çok sayıda makalesi yanında, Hallac’ın düşüncesi, zühd ve zahidler üzerine yazıları, İbnü’l-Arabî’nin şiirlerinden çevirileri bulunmaktadır. Yine 20. yüzyılın başında eserler vermiş önemli oryantalistlerden Richard Hartmann’ın (ö.1965) da Kuşeyri’ye Göre Tasavvuf (Das Sufitum nach al-Ḳuschairī) başlıklı bir eseri ile tasavvufun kökeni, fütüvvet ve melamet gibi konuları ele aldığı makaleleri bulunmaktadır.

    Hellmut Ritter’in (ö.1971) tasavvuf alanındaki en kapsamlı eseri Feridüddin Attar’ın hikâyelerinde insan, alem ve Tanrı konularını incelediği Das Meer der Seele. Mensch, Welt und Gott in den Geschichten von Fariduddin Attar isimli eseridir. Ritter ayrıca Gazzâlî’nin Kimyâ-yı Saâdet (Das Elixir der Glückseligkeit) adlı eserini de Almancaya tercüme etmiştir. Ernst Bannerth’in (ö.1976) Abdülkerîm Cîlî’nin varlıkların mertebelerini bir Bağdat yazması üzerinden incelediği Das Buch der vierzig Stufen von Abdal-Karim al-Gili, nach einer Bagdader Handschrift, übersetzt und mit Erlauterungen versehen başlıklı bir eseri ve tasavvufla ilgili başkaca makaleleri de bulunmaktadır. Almanya’nın tanınmış şarkiyatçılarından olan Otto Spies’in (ö.1981) sufiler hakkında üç biyografik eseri ile “Drei biographische Werke über Sufis” başlıklı bir makalesi vardır. Osmanlı toplumunda tarikatlara ilişkin incelemeleri olan Hans-Joachim Kissling’in (ö.1985) ise Halvetiyye Tarikatı (Chalveti-Orden) başlıklı kitabı dışında Osmanlı İmparatorluğu’nda tarikatlar, dervişler üzerine farklı yayımları mevcuttur. Abdülkadir Geylânî’nin Fütûḥu’l-Gayb isimli eserini incelediği “Die Futüh al-Gaib des Abd al Qadir” başlıklı bir doktora tezi[5] ve ayrıca yine tasavvufla ilgili makaleleri bulunan Walther Braune da (ö.1989) tasavvuf araştırmaları açısından dikkat çekmektedir.

    Alman oryantalistleri arasında öne çıkan isimlerden biri Türkiye’de bilinen bir şahsiyet olan Annemarie Schimmel’dır (ö.2003). Schimmel’ın yayımlanmış birçok kitap ve makaleleri ile kitap tanıtım ve değerlendirme yazıları ile çok sayıda panel ve konferans kaydı bulunmaktadır. Bazı eserleri Türkçeye tercüme edilerek yayımlanmıştır. Schimmel’ın tasavvufa dair görüşlerini en açık şekilde ortaya koyduğu eseri İslam’ın Mistik Boyutları (Mystische Dimensionen des Islams-Die Geschichte des Sufismus) olarak Türkçeye de çevrilmiş olan eseridir. İslam Mistisizmine Giriş (Eine Einführung in die islamische Mystik) Schimmel’ın tasavvufu ilgisine tanıtmak üzere temel konularını ele aldığı başka bir eseridir. Annemarie Schimmel vefatından önceki sene Doğu ve Batı. Batılı-Doğulu Hayatım (Morgenland und Abendland. Mein west-östliches Leben) başlığı ile hatıralarını yayımlamıştır. Burada biyografik bilgilerin yanı sıra tasavvuf anlayışına dair önemli bilgiler sunmaktadır. Schimmel’ın İslam kültüründe rüya, Hint İslam kültüründe sufizm, İslami takvim, Mevlâna Celâleddin Rûmî, İslam’da günlük hayat gibi konuları ele aldığı çok sayıda eseri bulunmaktadır.

    Alman oryantalistleri arasında öne çıkan diğer önemli bir isim ise çalışmalarını hassaten tasavvuf üzerine yoğunlaştıran Fritz Meier’dir (ö.1998). Meier, monografi türünde birçok eser, makale, ayrıca İslam tarihi, dil ve edebiyat, halk bilimi araştırmaları araştırmaları kapsamında değerlendirilecek makaleler kaleme almıştır. Meier’in Şeyh Ebû İshak el-Kâzerûnî’nin hayatını ele alan Die Vita des Scheich Abū Isḥāq al-Kāzarūnī ve İslam tasavvufunun özünü inceleyen Vom Wesen der islamischen Mystik isimli eserleri mevcuttur. Fritz Meier ayrıca Necmeddîn-i Kübrâ’nın 1200’lü yıllara ait Fevâʾiḥu’l-cemâl ve fevâtiḥu’l-celâl’ adlı eserini neşretmiştir.[6] Meier’in bir eseri de Ebu Said Ebü’l Hayr’ın hayatı, çevresi, etrafındaki sosyal hayat ve sufiliğini ele aldığı kapsamlı çalışmasıdır.[7] Fritz Meier’in Mevlânâ’nın babası Bahâeddin Veled (Bahâ-i Veled) (ö.1231) hakkındaki Bahāʾ-i Walad. Grundzüge seines lebens und seiner mystik başlıklı eseri de bulunmaktadır.

    Çalışmalarını sadece tasavvuf alanında yoğunlaştırmaları ve Fritz Meier’in de talebesi olmaları itibarıyla iki önemli isme daha değinmek gerekmektedir. Bunların ilki Richard Gramlich’tir (ö.2006). Gramlich, Sühreverdi’nin Avarifül Maarif, Gazzâlî’nin İhya’sından İlahi aşkın basamakları bölümleri, Kuşeyrî’nin er- Risalesi, Serrâc’ın Luma isimli eseri, son olarak Ebû Tâlib el-Mekkî’nin Ḳutü’l-ḳulûb isimli eserini yayımlamıştır. Bunun dışında, Allah dostlarının kerametlerini incelediği Die Wunder der Freunde Gottes. Theologien und Erscheinungsformen des islamischen Heiligenwunders, kadim sufileri ele aldığı iki ciltlik Alte Vorbilder des Sufitums 1-2 başlıklı eserleri de bulunmaktadır. Gramlich son olarak İslam’da zühd konusunu incelediği Weltverzicht: Grundlagen und Weisen islamischer Askese ve İslam’da tevhid meselesini etraflıca ele aldığı Der eine Gott. Grundzuge der Mystik des islamischen Monotheismus başlıklı eserler yazmıştır. Fritz Meier’in talebesi olan diğer isim ise doktora tezi Hâkim Tirmizî üzerine olan Bernd Radtke’dir. Radtke’nin erken dönem zahidleri üzerine Materialien zur alten islamischen Frömmigkei başlıklı eseri yanında Hâkim Tirmizi’nin bazı eserlerini inceleyip yayımladığı Hâkim Tirmizi’nin Üç Eseri (Drei Schriften des Theosophen von Tirmid) başlıklı başka bir eseri bulunmaktadır.

    Tasavvuf Araştımalarının Konuları ve Yöntem

    Tasavvuf araştırmalarında hangi konuların hangi yöntemler ile ele alındığı hususu da önem teşkil etmektedir. Oryantalistlerin tasavvufa dair incelemelerinde; tasavvufun kökeni, tasavvufun tarihî gelişimi, ilk dönemler, ilk dönem zahidleri, tasavvufun kurumsallaşması ve ortaya çıkan tarikatlar, tasavvuf ve mistisizm ilişkisi, tasavvuf felsefesine dair vahdet-i vücud panteizm tartışmaları, bazı tasavvufi kavramlara özellikle eğilip inceledikleri görülmektedir. Araştırma yöntemi olarak da öncelikle yazma eserler üzerinden kişi ve eser incelemelerinin öne çıktığı söylenebilir.

    Bu tür incelemelere bazı temsil gücü yüksek örnekler vermek faydalı olacaktır. Josef van Ess’in Hâris el-Muhâsibî’nin düşünce dünyasını incelediği eseri Die Gedankenwelt des Haris al-Muhasibi ve muhteviyatı tasavvuf araştırmalarına oryantalist geleneğin kişi ve eser incelemeleri bağlamında önemli bir örnektir. Hellmut Ritter’in, Feridüddin Attar’ın düşünce dünyasını kapsamlı şekilde inceleyen başka bir eseri mevcuttur. Bernd Radtke’nin Hâkim Tirmizi isimli eseri ve Annemarie Schimmel’ın Mevlânâ Celâleddin Rûmî’yi incelediği eseri Ich bin Wind und du bist Feuer. Leben und Werk des großen Mystikers kişi incelemeleri arasındadır.

    Eser incelemesi bağlamında ise Bernd Radtke’nin öğrencisi Florian Sobieroj’un İbn Hafif’in Kitabül İktisat isimli eseri hakkında yazdığı doktora tezi “Ibn Ḫafīf Aš-Šīrāzī und seine Schrift zur Novizenerziehung (Kitāb al-Iqtiṣād)” örnek olarak gösterilebilir. Benedikt Reinert’in klasik dönem tasavvufunda tevekkül konusunu incelediği Die Lehre vom tawakkul in der klassischen Sufik isimli eseri, oryantalist çalışmalar içinde muhtevası ve konunun ele alınışı itibarıyla zengin, önemli bir kavram incelemesidir.

    Tasavvufi Eser Çevirileri

    Tasavvuf tarihinin önemli temel kaynakları durumunda olup Almancaya tercüme edilmiş olan eserler oryantalist çalışmalar açısından özellikle önemlidir. Bu anlamda erken sayılabilecek bir zamanda Friedrich Rückert (ö.1866) Mevlânâ’nın Divan’ından seçmeler, Sadi, Firdevsi, Hafız’ın gazellerinin arasında yer aldığı tasavvufi eserleri Almancaya kazandırmıştır. Georg Rosen ise (ö.1891) Mesnevî’nin üçte birini mealen Almancaya çevirmiştir. Annemarie Schimmel’ın, manzum tasavvufi eserler veren Ferîdüddîn Attâr, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Hallâc-ı Mansûr’un eserlerinden Almancaya tercümeleri bulunmaktadır. Feridüddin Attar’ın divanından ve sözlerinden oluşan eserler Bernd Manuel Weischer ve Gisela Wendt tarafından Almancaya tercüme edilmiştir. Mutasavvıf şair İbnül Fariz’in divanı Renate Jacobi tarafından Almancaya aktarılmış ve yayımlanmıştır.

    Hâris el-Muhâsibî’nin kitabından bölümlerin tercümelerin de yer aldığı bir akademik çalışma olarak Hâris el-Muhâsibî’nin Düşünce Dünyası (Die Gedankenwelt des Ḥāriṯ al-Muḥāsibī.), Kuşeyri’nin Risale’sinin tercüme ve tefsiri (Das Sendschreiben al-Qušayrīs über das Sufitum), Ebu Talib el Mekki’nin Kutül Kulüb (Die Nahrung des Herzens. Abū Ṭālib al-Makkīs Qūt al-qulūb) isimli eserinin tercümesi, Serrac’ın Kitabü’l-Luma’sının (Schlaglichter über das Sufitum. Abū Naṣr as-Sarrāǧs Kitāb al-luma) tercümesi, Abdulkadir Geylanî’ni Futühu’l Gayb (ʻAbd al-Qādir al-Ǧīlānī: Enthüllungen des Verborgenen) namlı eserinin tercümesi, Abdülkerîm Cîlî’nin varlıklarının mertebelerini ele aldığı ele aldığı eserin Bağdat yazmasından tercümesi ve tefsiri (Das Buch der vierzig Stufen von ʻAbdal-Karīm al-Ǧīlī) Sühreverdi’nin Avârifü’l-Maârif (Die Gaben der Erkenntnisse des ʻUmar as-Suhrawardī) isimli eserinin tercümesi, Necmüddin Kübrâ’nın Fevâʾiḥu’l-cemâl ve fevâtiḥu’l-celâl isimli önemli eseri de Almancaya geniş bir inceleme ile tercüme edilmiştir. Bunların dışında İbn Ataullah el İskenderî’nin Hikem-i Ataiyyesi, tasavvufi-felsefi eserler kategorisinde sayılabilecek Sühreverdi Maktul’ün (ö.1191) Hikmetü’l-işrâk ve Heyâkilü’n-nûr isimli eserler Almancaya tercüme edilmiştir. Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin de Fusûsu’l- Hikem’i başta olmak üzere bazı eser ve risalelerinin de Almancaya tercümeleri yapılmıştır. Tasavvufi eserlerin Almancaya tercümelerine bakıldığında tasavvuf tarihinin temel kaynaklarından bazılarının tamamen bazılarının ise kısmen Almancada mevcut olduğu tespit edilmektedir.

    Sonuç olarak Alman oryantalizm geleneği içerisinde tasavvuf araştırmalarının konumu ayrı bir inceleme alanını teşkil etmektedir. Alman oryantalizmi içinde tasavvuf çalışmalarının dikkate değer bir alana tekabül ettiğini söylemek mümkündür. Çalışmaların kapsamı ve birçok disiplini içine alması sebebiyle hepsini kuşatabilmek pek mümkün olmasa da anahatları ile Alman oryantalizmi çerçevesinde kurumsallaşmalar, kişiler ve eserlere, şark ve İslam araştırmalarına dair genel bir bakıştan tasavvuf özeline doğru bir çerçeve çizilmiş, sınırlılıkları gereği yazıda genel bir manzara sunulmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte Alman oryantalist çalışmalarda tasavvuf araştırmalarında isimleri geçen eserlerin muhtevaları, ilgili konuda çalışan oryantalistlerin biyoğrafi ve çalışmalarının bütününün etraflıca incelenmesi başka yazıların konusudur. Almanya’da günümüzde de akademide tasavvuf üzerine çalışmalar devam edegelmektedir. Modern sufi hareketler ya da tarikatların günümüzdeki yapılanmalarının da araştırmalara konu kılındığı görülmektedir. Diğer bir gelişme de Almanya’da İslam ilahiyat bölümlerinin açılmasıdır ki buralarda yapılacak muhtemel çalışmaların da Almancada tasavvuf araştırmalarına katkı sağlaması beklenir.

    *Bu metin yazarın “Alman Oryantalizminde Tasavvuf Araştırmaları Üzerine Mukayeseli Bir İnceleme: Fritz Meier ve Annemarie Schimmel Örneği” başlıklı doktora tez çalışmasından türetilmiştir.

    [1] Wissenschaftsrat (WR), Empfehlungen zur Weiterentwicklung von Theologien und religionsbezogenen Wissenschaften an deutschen Hochschulen (Köln: WR, 2010), 37.

    [2] Annemarie Schimmel, „Im Osten tagt’s – von unseres Feuereifers Lichte“ Gedanken zwischen Ost und West, ZMDG, Supplement XI: XXVI. Deutscher Orientalistentag (1995), s. 9-10; Annemarie Schimmel, Morgenland und Abendland, Mein west-östliches Leben (München: C.H. Beck, 2002), 298.

    [3] Bu bölümler için bkz. Wissenschaftsrat (WR), Empfehlungen zur Weiterentwicklung von Theologien, 113-114.

    [4] Erken dönem Alman oryantalizmine ilişkin detaylı bilgi için bkz. Ursula Wokoeck. German Orientalism: The Study of the Middle East and Islam from 1800-1945 (New York: Routledge, 2009).

    [5] Walther Braune, Die Futüh al-Gaib des Abd al Qadir (Berlin: De Gruyter, 1933).

    [6] Fritz Meier, Die Fawāʾiḥ al-ǧamāl wa-fawātiḥ al-ǧalāl des Naǧm ad-dīn al-Kubrā. Eine Darstellung

    mystischer Erfahrungen im Islam aus der Zeit um 1200 n. Chr. (Wiesbaden: Franz Steiner Verlag, 1957).

    [7] Fritz Meier, Abū Saʿīd-i Abū l-Ḫayr (357-440/967-1049). Wirklichkeit und legende (Leiden: Acta Iranica 11, 1976).