Felsefe


25 Haziran 2022

Jörn Rüsen* Reinhart Koselleck’in, tarihsel düşüncenin modern karakteri üzerine tezinin kısa bir özetiyle başlamak istiyorum.[1] Bu tez, insan dünyası hakkında düşünmenin merkezî kavramlarında gerçekleşen temel bir değişikliğe ilişkin. Bu değişiklik, Avrupa’da 18. yüzyıldan 19. yüzyıla geçişte gerçekleşti. Koselleck’in Sattelzeit (“geçit zamanı”) terimi bu dönemi belirtmek için popüler hâle geldi. Bu dönemde tarih yeni bir anlam…

25 Haziran 2022

Asım Cüneyd Köksal* Bir hakikati kabul edip ona mensup olma tasavvuru, bu tasavvuru benimsemeyenlerle beraber uyum içinde yaşama meselesini beraberinde getirir. Bir taraftan kendi hakikatine sadık olmak, fakat aynı zamanda bu hakikati kabul etmeyenlerle uzlaşı içerisinde (herkesin kendi hakikatine sadık ve tabi olma imkânını kabul etmek suretiyle) yaşamak mümkün müdür? İslam tarihinden bunun yalnız mümkün…

25 Haziran 2022

Hartmut Rosa*   Kavramsal Belirlenim: Tanıma, Rezonans ve Yabancılaşma Fenomenoloji insan varlığını genel olarak, her zaman ve geri dönülmez bir şekilde bir dünyaya yerleştirilme (Heidegger), dünyanın bir parçası olma (Merleau-Ponty) ya da kendimizi bizim için anlamı olan (Charles Taylor) bir dünyada yeniden bulma olarak anlar. Bu anlayış, özne ve dünyanın “her zaman zaten” birbirinden bağımsız…

25 Haziran 2022

Dana Sajdi* İsrâ ve miraç gecesinin sene-i devriyesi hakkında yazıyorum; Hz. Muhammed’in doğaüstü bir mahluka (burak) binip “en uzak[1] mabed”e nakledildiği gece yolculuğu hakkında yani. Buradan da, rivayete göre, önceki peygamberle mülaki olmak ve nihayet uluhiyetle karşılaşmak için göklere yükseltilmişti. Bu olayın yad edilmesini, bir “zaman düşünürü” olan François Hartog’un kavramlarıyla düşünene kadar sorgusuz sualsiz…

25 Haziran 2022

Taha Tunç* Fransız filozof Michel Foucault, kendisini sıklıkla başta Immanuel Kant olmak üzere Aydınlanma üzerine düşünen filozofların yanına yerleştirir. Foucault’nun 1978-1984 yılları arası çalışmalarına damgasını vuran Kant okuması bunun gerekçelerinden sadece biridir. Foucault’nun Kant’la ilk karşılaşması değildir bu. Temel doktora tezi Deliliğin Tarihi’yle birlikte, 20 Mayıs 1961’de Jean Hyppolite (danışmanıydı) ile Maurice de Gandillac’ın bulunduğu…

25 Haziran 2022

Harun Kuşlu*   Mantığın İslam düşünce tarihi içindeki serencamı felsefenin öteki disiplinlerine nispetle biraz farklıdır. Dinî ilimlerde otorite olan Gazzâlî (ö. 1111) ve Fahreddin er-Râzî (ö. 1209) gibi âlimler, İslam inancının yerleşik öğretileriyle uyuşmadığını düşündükleri için metafizik ve doğa felsefesinin esaslı teorilerinden bir kısmını mevcut muhtevasıyla bir daha varlığını sürdüremeyecek biçimde tenkit etmelerine rağmen mantığı…

31 Mart 2022

Yazar: Asım Cüneyd Köksal*   Son dönemlerde Thomas Bauer’in kitapları vesilesiyle kesinlik ve müphemlik ekseninde -küçük çaplı da olsa- bir tartışmanın ortaya çıktığı söylenebilir. [1] Bauer bilhassa İslam medeniyetindeki müphemliğin izini sürdüğü kitabında, bir taraftan Avrupa modernliğini, bir taraftan da selefilik ile modernist İslamcılığı eleştirir. Fakat bu eleştiriyi yaparken önemli bir iddia ortaya koyar: Modern…

31 Mart 2022

Yazar: Ömer B. Albayrak* Sabah Ülkesi’nin geçtiğimiz (70.) sayısının dosya konusu kapsamında Hayrettin Nebi Güdekli’nin “Bir İletişim Yolu Olarak Haberin Epistemolojisi” adlı yazısı, dosya bağlamındaki değerine ek olarak, bilgi ile haber arasındaki benzerlikleri, ilişkileri ve farkları düşünmek için de çok güzel bir giriş yolu sunuyor okuyucuya. Buradaki “giriş” ile kastettiğim, metni ortaya koyan birikimin düzeyi…

31 Mart 2022

  Yazar: Harun Kuşlu* Mantık, Aristoteles’in dizgesel hâle getirdiği bir düşünme yöntemi olarak, İslam dünyasına intikal ettiğinde İslam âlimleri zaten dinî ilimlerde bir metot olarak dili kullanmaktaydı. Bu yüzden İslam düşünce geleneğinde mantığın yer edinmeye başladığı erken dönemlerden itibaren mantıkçıların karşısına dil âlimleri çıktı. Tıpkı dil gibi mantık da öteki ilimlerde kullanılan bir “vasıta (alet…

31 Mart 2022

Yazar: Sari Nusseibeh*  Müzik kalbe bir şeyler söylüyorsa eğer, hele bir de mevzu aşka, kalbin bu öz tutkusuna dairse ne denli ileri ve ne kadar derine gideceğini artık siz düşünün. Ümmü Gülsüm, Arap dünyasının gelmiş geçmiş en iyi şarkıcısı olarak bilinen “Doğunun Yıldızı” milyonlarca kadın ve erkeği sözlerinin, sesinin pençesinde tutabilmişti; Arap dünyasının her yanından…